Çevriliyor…
İklim & Sistemler

Kitap: Sürdürülebilirliğe Yeni Bir Bakış Açısı

4 Ara 2023·9 dk
Kitap: Sürdürülebilirliğe Yeni Bir Bakış Açısı

İklim değişikliği üzerine basit ve anlaşılması kolay bir kitap

Kitap‘İklim Değil İnsanlık Krizi’Sürdürülebilir ve sağlıklı bir geleceğe dair notlardan oluşuyor. İnsan, gezegen, ekonomi ve teknoloji ekseninde inceliyor. Bu bir iletişim uzmanının gözünden.

Kitapla ilgili Marketing Türkiye dergisiyle yaptığım röportajı buraya ekledim. Kitap hakkında fikir sahibi olmak isteyenler için söylüyorum.

İklim Değil İnsanlık Krizi kitabını yazma fikri nasıl ortaya çıktı? Sizi kitabı yazmaya iten şey neydi?

Aslında kitap yazmak için yola çıkmadım. Kitap benim kendi öğrenme sürecimin bir sonucu oldu.

Sürdürülebilirlik gündemi ekonomiye, insanlara ve gezegene odaklandı. Biz bireyleri varoluşsal olarak ilgilendiriyor. Sebep-sonuç ve dönüşüm gibi konularla mevcut ekonomik sistemi de etkiliyor.

İnsanlık zor durumda. Bir yandan gezegenimiz kaynaklarının sonsuz tüketimine tepki gösteriyor. Öte yandan üretim ve tüketim pratiklerimiz sağlıksız bir noktaya geldi. Bunun nedeni artan nüfus ve artan tüketim isteğidir. Jeopolitik sorunlar ve ekonomik sıkıntılar sorunu daha da ağırlaştırıyor. Cinsiyet eşitliği, insani yaşam, özgürlükler gibi çözemediğimiz temel insani sorunlar var. Farklı coğrafyalardaki görmezden gelinen trajediler karmaşıklığı artırıyor. Teknolojik gelişmeler iyisiyle kötüsüyle tüm bunları destekliyor…

Sürdürülebilirlik son zamanların moda kavramı olarak algılanabilir. Ancak birbiriyle ilişkili bu kapsamlı konuların yönetilmesi esastır. Geniş bir ekosistem olarak işlev görürler. Yani mesele sadece ağaçlar ve çevreye duyarlılık meselesi değil. İnsanlık için son derece akılcı ve hayatidir.

Tüm bu boyutlarıyla sürdürülebilirlik son derece karmaşık ve derindir. Konuyu her yönüyle ele almak için her alanda ustalaşmak gerekiyor. Dolayısıyla bunu sağlıklı bir şekilde yönetmek çok okumayı ve araştırmayı gerektirir. Ben de böyle başladım. Kurumumda yönettiğim sorumlulukları daha doğru ve etkin bir şekilde yerine getirmeyi hedefliyorum. Bir birey olarak gerçek sorumluluklarımın da farkında olmak istiyorum.

Konu ne kadar karmaşıksa kitleler tarafından anlaşılması ve kabul edilmesi de o kadar zorlaşır. Bu karışıklığa açıklık getirmeye çalıştım. Bunu bir iletişimci olarak çok daha basit ve anlaşılır bir şekilde yazarak yaptım. Bunları kendi blogumda paylaşmaya başladım. Yaklaşık 3 yıllık bir süreçten sonra bu kitap ortaya çıktı.

Bir iletişim uzmanı olarak konuyu farklı yönleriyle aktarmayı hedefledim. Akademik iddialarda bulunmadan mümkün olduğu kadar çok kişiye ulaşmak istedim. Bu konularda bireysel sorumluluk almamız gerektiğini vurgulayarak farkındalık yaratmayı amaçladım. Küçük eylemler bile önemlidir.

İklim kriziyle ilgili bugüne kadar pek çok kitap yazıldı. “İklim Değil İnsanlık Krizi” hangi yönlerden fark yaratıyor?

Sürdürülebilirlik kapsamında çevresel, ekonomik ya da sosyal sorunlar ne olursa olsun, bunların merkezinde insan yer alıyor. Günümüzde insanlığın yaşadığı temel yaşamsal sorunlar aynı zamanda insanla ilgilidir. Bugüne kadar insanlar her şeyi seçimleriyle belirlemişlerdir. Şu andan itibaren bu şekilde oluyor.

Kitap temelde şunu söylüyor. Ekonomiyi konuşuyoruzyapay zeka,ve makine öğrenimi. Ayrıca orman yangınlarını, küresel ısınmayı ve çevre sorunlarını da tartışıyoruz. Cinsiyet eşitliği ve temel özgürlükler de buna dahildir. Ancak bu noktaya gelmemizi sağlayanın insanlık olduğunu gözden kaçırabiliriz. Ya da tüm bu büyük sorunlar karşısında birey olarak sorumluluk almamız gerektiğini.

Kitap tüm bu noktalara ilişkin temel bir bakış açısı ortaya koymaya çalışıyor. Konulara bakarken ahlak ve erdem gibi temel insani değerleri öne çıkarır. Vicdan ve adalet de gün yüzüne çıkıyor, çünkü bu değerler günümüzde geri planda kalmış gibi görünüyor. Daha sağlıklı ve yaşanabilir bir dünyanın peşindeysek; Bu elbette sadece seçilmiş bir grup için değil, tüm insanlık için geçerli olmalıdır.

Bilim insanları artık verilerle net bir şekilde ortaya konan sürdürülebilirlik gündemine ilişkin sorumluluklarını yerine getirmiş durumda. Artık mesele kitlelerin bu bilimsel veriler ışığında gerekli dönüşüm yolculuğuna başlamasıdır. Bunun için pazarlama ve iletişimin devreye girmesi gerektiğini düşünüyorum.

İçgörüler aracılığıyla davranış değişikliği yaratacak beceri ve araçlara sahibiz. Peki neden bunları daha sağlıklı ve daha iyi bir dünya yaratmak için kullanmıyoruz? Bu sayede ikna süreçlerini oluşturmak ve kitlelerde dönüşümü tetikleyecek platformları sağlamak bizim sorumluluğumuzdur. Bu dönüşüm için kendi etki alanımızda gerçek fayda yaratacak çalışmalar yapmalıyız. Buna iş yapma biçiminin değiştirilmesi de dahildir. Mesele sadece çarpıcı reklamlar yapmak değil! Arka planda tüm süreçlerin samimi ve net bir şekilde buna göre değiştirilmesi meselesi.

Kitabın sürdürülebilirliğe “olumlu” bir yaklaşıma sahip olduğunu mu söylüyorsunuz? Bu ne anlama geliyor?

Afet çağrıları yapmanın hiçbir faydası yoktur. Veya bireyin gücünü hafife almak.

Farkındalıkla başlayan ve bilgiyle gelişen süreçte, tüm bu konularda bireylerin etkisi büyüktür. Meseleyi kendilerinden büyük gören bireylerin küçük eylemlerle nasıl büyük etki yaratabileceğini anlatmamız gerekiyor. Bu da herkesi bu konuda dönüşümün elçisi haline getirecek.

Benim de amacım bu. Bu yolda küçük de olsa atacağımız adımların çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Bireyler kendi dönüşümlerinin yanı sıra çevrelerini de etkilemektedir. Hatta markaları, hükümetleri, kurumları ve kuruluşları bile etkiliyorlar. Bu etki onlara karşı baskı oluşturabilecek güce sahiptir. Bunu göz ardı etmek yerine bu bilinçle hareket ettiğimizde attığımız her adım büyüyecek ve kolektif bir etki yaratacaktır.

Dolayısıyla evet kitabın bu zorlu kriz ortamına olumlu bir yaklaşımı var. Hiçbir şey yapmadan izleyerek hiçbir fayda elde etmiyoruz. Şikayet etmenin de bir faydası yok. Başkasından çözüm beklemek sonuçsuzdur. Dolayısıyla küçük adımlarla da olsa harekete geçmek hem eko-kaygıyı önleyecek hem de bu somut adımlar büyüyerek gerçek faydalara dönüşecektir.

Siz yorumlayınİnsani bir yardım olarak iklim krizikriz. Bu ifadenin ardındaki içgörüyü detaylandırabilir misiniz?

Dediğim gibi,Her sorunun arkasında insan tercihleri varbugün yaşıyoruz. Dolayısıyla ekonomik, sosyal, çevresel kriz olarak ne adlandırırsanız adlandırın, yaşanan aslında bir insani krizdir.

İklim açısından bu daha da belirgindir. İnsanoğlu yüzyıllar boyunca doğayla denge içinde yaşamayı öğrendi. Ancak sanayi devrimiyle birlikte bu ilişkiyi sonsuz bir kaynağa dönüştürdü. Bu değişim, tüketime olan doyumsuz açlığını tatmin etme açısından onun yararınaydı. Dengeli ilişki temellerinden sarsıldı. Doğa, açık ve tutarlı olmaktan, daha öngörülemeyen tepkiler vermeye doğru geçiş yaptı. Bunu benzeri görülmemiş sıcaklıklar, yangınlar, seller ve kuraklıklarla gösterdi.

İklim değişikliği, insanların üretim ve tüketim pratikleri yoluyla yarattığı ve sonuçları bugün bile tam olarak tahmin edilemeyen çok ciddi bir krizdir. Bundan en fazla etkilenecek olan 4,5 milyar yıllık dünyamız değil, bizzat insanlık olacaktır. Rasyonel bir varlık olmayan insanoğlu, günümüzde de bu konuları anlamakta ve kabullenmekte zorluk çekmektedir. Gezegenimiz ölmüyor, bu insanın kendisi ve onun hayati sorunlarıyla ilgili.

Sürdürülebilir, sağlıklı bir dünya yalnızca doğa ve insan ilişkisiyle sınırlı değil. Aynı zamanda insanlar arasındaki ilişkilerle de yakından ilgilidir. Ekonomi, temel insan hakları, insanca yaşam, cinsiyet eşitliği ve adalet gibi konular sürdürülebilir bir gelecek için hayati önem taşıyan konulardır. Dolayısıyla insanlığın yarattığı ve kemikleştiği bu kadar temel konuları gözden kaçırmamamız gerekiyor.

Kuşkusuz,iklim kriziiletişim sektörünün ilk gündem maddelerinden biridir. Ancak birçok firmanın konuya sadece “iletişim” çerçevesinde yaklaştığını da görüyoruz. Bu noktada iletişimcilerin görevleri nelerdir sizce? Doğru bir iletişim süreci için önerileriniz neler olur?

Bu konu artık markalar için periyodik olarak ayrımcı bir pazarlama ve iletişim aracı olmamalıdır. Çünkü bu haliyle kavramın içi boşaltılıyor ve önemi ikinci plana atılıyor.

Şirketler tüm süreçleriyle gerçek bir dönüşüm sağlayamadığı bir noktada gerçek anlamda ilerleme sağlayamıyor. Sadece ‘rol yapma’ işiyle ortaya çıkıyorlar. Bu da zaten karmaşık olan konunun bulaşık suyuna dönüşmesine ya da sığ algılanmasına neden oluyor. Ancak mesele hafife alınmamalı veya markalar için anında sahte parlaklık yaratmamalı.

Peki ne yapılmalı? İklim değişikliğinin içselleştirilmesinde iletişim kritik öneme sahiptir. İletişimciler, iklim değişikliğiyle ilgili duyguları dile getirmenin, adlandırmanın, işlemenin ve bunları günlük hayata entegre etmenin yollarını yaratmaya yardımcı olabilir. Bireysel, toplumsal ve siyasal dönüşümün gerektirdiği kolektif farkındalık ve bilinci sağlayabilir, eylemi tetikleyebilir. Bilimin korkutucu gerçekliğini, savunma mekanizmalarını aşacak şekilde içgörüyle paketleyip insanlara sunabiliyor.

Bu nedenle, iletişimin gücü artık manipülasyon (yeşil yıkama) için değil, gerçek anlamda dönüştürücü eylem için kullanılmalıdır. Elbette sadece kitleleri değil politika yapıcıları da etkileyecek; davetkar, kapsayıcı ve duygu, amaç ve anlam dolu…

İletişim dünyasının bu ağır ve ciddi sorumlulukla hareket etmesi gerekiyor.

Konuyla ilgili pek çok kaynak sorunu anlatıyor ancak çözüme yönelik adımların atılması gerektiği artık açık. Çözüm önerileriniz nelerdir?

Çözüm biz bireylerde!

Bireysel etkimizin ne kadar küçük olacağını söyleyenlere aldırış etmeyin. Gerçek önlem alması gerekenin devlet ve kurumlar olması gerektiğini iddia ediyorlar. Büyük şirketlerin yaptığı iyi veya kötü eylemlerin tetikleyicisinin bireyler olduğunu unutmamalıyız. Bu şirketler ve hükümetler kısa vadeli gündemlerle çalışıyor. Bunun temelinde bireysel taleplerimiz yer alıyor.

Önümüzde karanlık bir tablo var. Ancak bu, tüm sorumluluklarımıza daha sıkı sarılmamız için önemli bir neden.

Bu sadece çocuklarımızın geleceğiyle ilgili değil. Bahsettiğimiz bu sorunların tamamı tam olarak günümüzün sorunlarıdır. Bu yüzden harekete geçmemiz gerekiyor. Her şey bireyden ve aileden başlar. Atacağımız bireysel adımlar çevremiz üzerinde dönüştürücü bir etki yaratacaktır.

Her bir adım, ortak bir duyarlılığa ve farkındalığa katkıda bulunur. Bunu, insanlığın arkasına saklandığı parlak ikiyüzlülüğü bir kenara bırakarak yapıyor. Küçük başlasalar bile emekler birlikte büyüyecektir. Etkisi güçlenecektir. Eğer bunu yapmazsak hem bizi hem de çocuklarımızı çok daha zor günler bekliyor…


Kitaba sahip olmak için:

https://yeniinsanyayinevi.com/kitaplarimiz/iklim-degil-insanlik-krizi/

https://www.kitapyurdu.com/kitap/iklim-degil-insanlik-krizi/663111.html

https://www.trendyol.com/yeni-insan-yayinevi/iklim-degil-insanlik-krizi-p-773834877

Paylaş

İlgili yazılar