18 Eylül 2026

COP31'in önündeki yeni fay hattı

ABD karbonu ekonominin üzerinden kaldırılması gereken bir yük olarak görüyor; Avrupa ise rekabetin yeni giriş koşuluna dönüştürüyor. Dünya, karbonun fiyatı üzerinden iki ayrı ekonomik düzene ayrılıyor. COP31'de ABD'nin sandalyesi boş kalabilir; ama karbonu ucuzlatma politikası masanın tam ortasında olacak.

ABD karbonu ekonominin üzerinden kaldırılması gereken bir yük olarak görüyor. Avrupa ise rekabetin yeni giriş koşuluna dönüştürüyor. Atlantik'in iki yakasında açılan bu makas, iklim politikasından daha fazlasını anlatıyor. Dünya, karbonun fiyatı üzerinden iki ayrı ekonomik düzene ayrılıyor. COP31'de ABD'nin sandalyesi boş kalabilir. Fakat karbonu ucuzlatan politikası masanın tam ortasında olacak.

Atlantik'in iki yakasında, iki gün içinde birbirinin tam karşıtı iki karar alındı. ABD Çevre Koruma Ajansı EPA, Biden döneminde kömür ve doğal gaz santrallerine getirilen sera gazı sınırlamalarını kaldırdı. Kurallar, 2047'ye kadar yaklaşık 1 milyar ton sera gazı emisyonunu önlemeyi hedefliyordu. Aynı sırada Avrupa Parlamentosu ters yönde ilerledi: Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM) yeni ürünlere genişletilmesi ve "acil durum freni"nin kaldırılması desteklendi.

Bir tarafta karbon maliyeti kaldırılıyor, diğer tarafta sınırdan içeri girmenin koşulu haline geliyor. Bu yalnızca iki iklim politikası arasındaki fark değil; iki ayrı ekonomik modelin belirginleşmesi. ABD rekabet avantajını karbon maliyetinden kaçmakta arıyor, Avrupa ise karbon maliyetini küreselleştiriyor.

Karbonun maliyeti ortadan kalkmıyor; yalnızca tahsil edildiği yer değişiyor. Sermaye iklim hedeflerine göre değil, düzenlemeler arasındaki fiyat farkına göre hareket ederse ortaya karbon kaçağından büyük bir sorun çıkar: iklim politikasının coğrafi arbitrajı. Antalya'nın sınavı, yalnızca finansman açığını kapatmak değil, birbirine ters yönde ilerleyen karbon rejimleri arasında asgari bir yön birliği kurabilmek.

Yazının tamamı akillisurdurulebilirlik.com'da.