Yapay Zekâ Çağında Unutulma Hakkı!

Yapay Zeka Çağında Unutulma Hakkı: Hafızanın Yükü ile Vaadi Arasında
1998 yılında, İspanya'nın küçük bir kasabasında, yerel bir gazetede kısa bir ilan yayımlandı. İlanda şöyle deniyordu: “Mario Costeja González’in mülküne ödenmemiş borçları nedeniyle el konulmuştur.”
O dönemde bu sıradan bir yasal duyuruydu. Borçlar daha sonra ödendi ve dosya kapatıldı.
2009 yılında Mario, Google'da kendi ismini arattığında bu ilana rastladı.
Mesele yıllar önce çözülmüştü. Ancak ilan hala arama sonuçlarının ilk sayfasında yaşamaya devam ediyordu. Bu, güncelliğini yitirmiş, bağlamından koparılmış ama etkili bir dijital gölgeydi.
Mario, bu bilginin herkesin gözü önünde kalmasının haksızlık olduğunu hissetti.
Talebi basitti: “Google bu bağlantıyı arama sonuçlarından kaldırmalıdır.”
Google, “Biz sadece bilgiye erişim sağlıyoruz,” diyerek bunu reddetti.
Dava, Avrupa Birliği Adalet Divanı'na taşındı.
2014 yılında mahkeme, bireylerin arama sonuçlarının kaldırılmasını talep etme hakkı olduğuna karar verdi. Bu, “artık geçerli olmayan” veya “ölçüsüz zarar veren” bilgiler için geçerliydi. Böylece “unutulma hakkı” Avrupa genelinde yasal olarak tanınmış oldu.
Özünde bu şu anlama geliyordu: Bilgi, yalnızca bireyin mahremiyeti üzerindeki etkisi önemliyse kaldırılacaktır. Bu etki, kamuoyunun bilme hakkından daha ağır basmalıdır.
O zamandan beri Google, Avrupa'da 6 milyondan fazla bağlantı kaldırma talebi aldı ve bunların %40'ı onaylandı.
Artık hem hatırlamak hem de unutmak etik bir düzlemde yer alıyor.
Kolektif hafıza, adaletin en güçlü temellerinden biridir.
Bosna'daki toplu mezarların belgeleri ve Holokost arşivleri mevcuttur. Ruanda soykırımının kayıtları vardır. Uydu görüntüleri iklim felaketlerini kaydeder. Bunlar, bazılarının silmeyi tercih edeceği gerçeklerin sessiz tanıklarıdır.
Paul Ricoeur'ün belirttiği gibi: “Hatırlamak, adaletin ahlaki bir ödevidir.”
Bireysel düzeyde ise, her şeye rağmen, unutulma hakkı aynı zamanda demokratik özgürlüklerin bir parçasıdır. Avrupa Birliği’nin “unutulma hakkı” ilkesi bireyleri korur. Mario’nun durumunda olduğu gibi, kişilerin geçmişlerinden gelen dijital izleri silmelerine olanak tanır.
Bugün ise durum, algoritmik hafıza ile başka bir boyut kazanıyor.
Yapay zeka hafızası bağlamdan kopuk, doğrusal olmayan ve sonsuzdur.
Bu nedenle, yıllar önce paylaşılan masum bir fotoğraf bile bir güvenlik taramasının parçası olarak yeniden su yüzüne çıkabilir.
Aleida Assmann'ın sözleriyle: “Hafıza hem bir yük hem de bir kaynaktır.”
Yapay zeka çağında asıl zorluk, bu yük ile kaynak arasında etik bir denge kurmaktır. Bu aynı zamanda yasal ve teknolojik bir dengeyi de içerir.
Bu sadece bireysel haklar meselesi değil, demokrasinin bizzat geleceği ile ilgilidir.
İlgili yazılar
Yapay Zekâ & Toplum · 10 Haz 2026Yapay cazibe ile çözülen muhakeme.
Yapay zekâ çağında kaybetme riski taşıdığımız şey bilgi değil. Muhakeme. Üstelik mesele yalnızca bireysel değil. Kurumlar da aynı tuzağa düşebilir.
Yapay Zekâ & Toplum · 30 May 2026Verimlilik maskesi takmış obur!
Yapay zekâ doğası gereği olağanüstü verimli. Her geçen gün daha da verimli hale geliyor. Asıl yapısal sorun da tam olarak bu verimliliğin kendisi!
Yapay Zekâ & Toplum · 21 May 2026Özgür irade mi, algoritmik teslimiyet mi?
Özgürlüğü nasıl tanımlarsınız? Seçeneklerin varlığı mı yoksa kararın sahipliği mi? Peki, bugün kararlarınızın gerçekten sahibi siz misiniz? Karar mı veriyoruz yoksa maruz mu kalıyoruz?