Bugün nereye baksak başka bir alarm görüyoruz. İklim krizi derinleşiyor. Yapay zekâ işlerimizle birlikte kararlarımıza ve muhakememize de ortak oluyor. Toplumlar kutuplaşıyor, ortak gerçeklik duygusu aşınıyor. İnsanlık tarihinin en bağlantılı çağında yalnızlık büyüyor. Kurumlardan tedarik zincirlerine, demokrasilerden kendi sinir sistemlerimize kadar her şey daha kırılgan görünüyor.

Sanki aynı anda on ayrı yangın çıkmış ve biz bir kova suyla birinden ötekine koşuyoruz. Peki ya bunlar ayrı yangınlar değil, aynı büyük ateşin farklı yerlerden yükselen dumanlarıysa?

Kitabın çıkış noktası bu soru. Bana göre, birbirinden kopuk görünen birçok sorunun ardında ortak bir zihniyet var. Ve o zihniyet, çağımızın en makul, en az itiraz edilen kavramlarından birinin etrafında şekilleniyor: Verimlilik.

Verimli kılmak için önce ölçüyoruz. Sonra ölçebildiklerimizi yönetiyor, ödüllendiriyor, büyütüyoruz. Peki ölçemediklerimize ne oluyor? Güvene, muhakemeye, anlamaya, birlikte geçirilen zamana? Kârlılık artarken güven azalıyor mu? Hız kazanırken anlam kayboluyor mu? Verimlilik yükselirken insan eksiliyor mu?

Bu kitap, verimliliğin hayatımızdaki yerini sorguluyor. Her şeyi aynı ölçüye vurmanın bedelini soruyor. Çünkü çocuğunuzla geçirdiğiniz zamanın, bir dostluğun, vicdanınızın ya da bir ağacın gölgesinin performans tablosunda karşılığı olmak zorunda değil.

Her şeyin skora ve çıktıya bağlandığı bir çağda, bazı alanları ölçünün dışında tutmak bir medeniyet tercihidir. Belki de önümüzdeki dönemin en önemli becerisi, neyi daha verimli yapacağımızı bulmak kadar, neyi verimlilik hesabından koruyacağımızı bilmek olacak.

Arka kapak yazısı:

Ağacın boyunu ölçtük. Gölgesini unuttuk.

Verimlilik, çağımızın en itiraz edilmesi zor fikri.

Kim daha azla daha çoğa karşı çıkabilir? Ama her makul fikrin bir gölgesi var.

Her şeyi sayıya çevirdik. Güven, anlam, vicdan gibi sayıya sığmayan ne varsa sessizce defterden düştü.

Gösterge hedefe dönüştü.

Harita, arazinin önüne geçti.

Bu kitap, aynı ateşin dumanını izliyor. Enerjide, iklimde, yapay zekâda, tükenmiş çalışanlarda ve en sonunda kendini optimize eden insanda. Teşhis hep aynı.“Nasıl”da ustalaştık, “Ne için”i unuttuk.

Lao Tzu, tekerleği döndürenin jant telleri değil, ortadaki boşluk olduğunu yazmıştı.Bu kitap, o boşluğu savunuyor.

Son nefes alınan yeri…


Yayıncı: Destek Yayınları · 21 Eylül 2026


Satın almak için:

Destek Dükkan

Amazon

Kitap Yurdu

Pandora


Kitapta vurgulanan ölçülebilirlik ve her şeyi verimlilik kıskacına alma çabası, bireylerin kendi muhakemelerinden vazgeçerek kararlarını verilere bıraktığı bir algoritmik teslimiyet riskini de beraberinde getiriyor. İnsani değerlerin skora feda edildiği bu süreçte, hayatın boşluklarını ve belirsizliklerini savunmak, teknolojik belirlenimciliğe karşı bir direniş alanı açıyor. Bu örüntü, Algoritmik Teslimiyet kavramıyla doğrudan örtüşür.